Bülent İplikçioğlu . Hellenizm ve Roma Çağlarinda Anadolu — 44

Anadolu’da Roma Çağı’nın ilk evresinde (M.Ö.133-31) kentler konusuna devam ediyoruz.
Roma ve Kent Kurumları

Roma, Anadolu’daki kentlerin iç örgütlenmesine az karışır ve kendininkine benzer bir işleyiş biçimi benimsesinler diye hiçbir baskı yapmazdı. Yine de bir ‘magistratus’un ya da bir ‘promagistratus’un, herhalde çeşitli yorumlar ya da uygulamalar arasındaki uzlaşmazlıkları karara bağlamak için, işe karıştığı olurdu. Örneğin, Pompeius ‘Bithynia’da yurttaşlık (‘politeia’) konusunda böyle kurallar koymak zorunda kalmıştı. “Genç” Plinius’a göre, Pompeius ‘Bithynia’ kentlerinin aynı eyaletin başka kentlerinin yurttaşlarına yurttaşlık vermesini yasaklamıştı. Bunun gerekçesi, herhalde, kentlerin zenginlerin lütuflarına mazhar olmak için aralarında bir yarışmaya girmelerini önlemekti. Bu adımları kendiliğinden atmış olması zayıf bir olasılıktır. Bunu, daha parlak yerlerin yurttaşlıklarıyla onurlandırılan en zengin yurttaşlarının kendilerinden yüz çevirdiğini gören küçük ve orta büyüklükte kentlerin isteği üzerine yapmış olsa gerek. Ayrıca, Plinius, “Bithynia’lılarda ve Pontos’ta yürürlükte olan Pompeius Yasası’nın ‘censor’lar tarafından seçilenlerin ‘boule’ye (kentlerin danışma meclisi) girebilmek için bir ödemede bulunmalarını gerektirmediği”ni yazdığına göre, ‘magistratus’lar ve kurullar konusunda da birtakım önlemler almış olması gerekir. Şu halde Pompeius Roma’da ödenmesi âdet olan ‘decuria’yı Hellen geleneğine saygı gösterip koydurmamıştır. Fakat, elbette, sadece eski uygulamaları doğrulamakla kalamayacağına göre, bu yasanın başka neleri öngördüğünü öğrenmek iyi olurdu. Öğrenebildiğimiz sadece şudur: ‘Boule’ye üye olacakların otuz yaşını geçmiş ve daha önce kentte bir ‘arkhe’ (yönetim) görevi yapmış kimseler olmasını öngörüyordu. Bu, bir yenilikti ve sıradan yurttaşın ‘boule’ye giremeyeceğini gösteriyordu. Ne yazık ki, Plinius daha fazla bir bilgi vermemektedir. Augustus döneminden önce yasada başka değişiklikler olup olmadığını da bilmiyoruz. Augustus döneminde askere alma ve hele kent kurullarının kalıcılığı konularında yeni kurallar uygulandığı kesindir.

Cumhuriyet Devri Roma Yönetiminde Anadolu’nun Yağmalanması: M.Ö. 2. Yüzyılın Sonundaki Durum
Yeni eyaletlerin sömürülmesi için nasıl çarçabuk bir sistem getirildiğini daha önce görmüştük. O yöntemle toplanan paranın miktarını tam olarak tahmin etmek zor olsa da, bu parayı ödemenin ‘Asia’ Eyaleti’ni kuruluşunu (M.Ö. 129) izleyen ilk on-yıllarda hemen iflas ettirmiş olması pek de akla yakın değildir. Elbette açgözlü ‘publicanus’lar (vergi toplama şirketleri) pek yırtıcıydılar ve kentler onların sömürülerine karşı kendilerini savunmak zorunda kalmışlardı. Örneğin, Pergamon, daha M.Ö. 129 yılında, kendi topraklarına ‘Asia’nın öteki kentlerinde alınanın eşi bir vergi salmaya kalkan ‘publicanus’lar ile arasındaki anlaşmazlığı Roma Senatosu’na götürmüştür. Roma Senatosu ise Pergamon’a bir heyet göndermiş ve bir ‘senatus consultum’ (Senato kararı) anlaşmazlığı Pergamon’lular lehine karara bağlamıştır. Bu karara ilişkin belgenin, biri Adramytteion’dan (Edremit), diğeri Smyrna’dan (İzmir) olmak üzere, günümüze ulaşmış iki kopyası vardır. Pergamon’un sıkıntıları tek örnek değildi. Ephesos’ta da ‘publicanus’lar gözlerini Artemis Tapınağı’na (Artemision) ait balık avlaklarına dikmişlerdi. Ilion’da Athena Ilias’ın, Priene’de Athena Polias’ın kutsal toprakları hedefti. Pompeius’un dostu olan hemşehrileri Theophanes sayesinde M.Ö. 62 yılında özgürlüklerini elde etmiş olan Mytilene’liler (Midilli), M.Ö. 55 yılında ‘publicanus’ların aşırı isteklerine karşı haklarını yeniden tescil ettirmek zorunda kaldılar. Zorluklar eyalet ahalisinin lehine çözümleniyordu. Yalnız, bu söylediğimiz aldatıcı da olabilir. Çünkü, elbette, eyalet ahalisinin kendi aleyhinde çıkmış bir kararı ilan etmesi için bir neden yoktu. Yani bugün biz yalnızca kazanılmış davalar hakkında bilgi sahibiyiz.

Bu zorluklara karşın, M.Ö. 2. yüzyılın son otuz otuz beş yılında Anadolu’nun belirli bir refah düzeyini sürdürdüğünü söyleyebiliriz. Çünkü o sürede birçok kentte girişilmiş inşaat işleri bunun tanığıdır. Örneğin, Priene’de Antikçağ’ın önemli mimari eserlerinden, M.Ö. 4. yüzyılda yapılmış olan Athena Polias Tapınağı, tiyatro, ‘gymnasion’ ve üç portik, Alabanda’da Apollon, Lagina’da (Karia Stratonikeia’sı toprağı) Hekate tapınakları ya da Miletos’ta Didymeion ve ‘agora’lar (M.Ö. 120 yılı dolaylarında) yapılmış, onarılmış ya da güzelleştirilmiştir. Priene’de M.Ö. 2. yüzyılın ikinci yarısında ‘agora’nın kuzey portiğinin yeniden elden geçirilmesi ve yine ‘agora’nın doğu kesimindeki tapınağın düzenlenmesi de vardır. Hepsinin parasını Kappadokia kralının âsi oğlu Orophernes’in, Romalılar’ın şehri almasıyla Priene’ye gömdüğü hazinesine ulaşması üzerine, ödediği sanılmaktadır. ‘Asia’ Eyaleti kurulur kurulmaz Klaros’taki Apollon Sunağı da, kurban yerleriyle birlikte yeniden yapılmıştır.

Fakat bu refahın ne kadar gerçek olduğu hakkında zihnimizde haklı sorular uyanabilir. Çünkü hâlâ bu yapıların parasının nereden geldiğini tam olarak bilmiyoruz. M.Ö. 2. yüzyılın sonunda kent ekonomisinin durumunu ölçebilmemiz için daha kesin bilgilere ihtiyacımız vardır. Bununla birlikte, M.Ö. 89/88 Mithridates patlamasında birden ortaya çıkan hoyratlık M.Ö. 1. yüzyılın başlarında Anadolu’nun gerçekten ne durumda olduğu konusunda pek kuşku bırakmaz. Kentlerin ve ‘euergetes’lerin (hayırseverler) çabaları ne olursa olsun, Romalılar’a duyulan kin, herhalde, ekonomik ve toplumsal bir huzursuzlukla beslenmişti.
[M.Ö. BİRİNCİ YÜZYIL FACİASIYLA DEVAM EDECEK]

Resim: M.Ö. 2. yüzyılın sonlarında onarılan Priene Athena Polias Tapınağı.

Bu bilgiyi beğendiniz mi? Lütfen arkadaşlarınızla paylaşın
İlginç Haberler
Bir cevap yazın

;-) :| :x :twisted: :smile: :shock: :sad: :roll: :razz: :oops: :o :mrgreen: :lol: :idea: :grin: :evil: :cry: :cool: :arrow: :???: :?: :!: